Nisan, 2011 için arşiv

Ben kim için yazıyorum ?

Yayınlandı: Nisan 17, 2011 Uğur Türker tarafından Değerlendirmeler, uğur türker içinde

Not : Bu yazının ilerleyen kısımlarında yer alacak Aykut Kocaman değerlendirmesine konu olan duruma kesinlikle ihtimal vermediğimi belirtmek isterim. Fakat bu yazıda Sn. Kocaman’ın ismi bir ” örnek ” olarak yer almasından dolayı üzüntü duymaktayım. Yardımısı İsmail Kartal’ın sahip olduğu tarzda köhne düşüncelerden ötürü yazıma örnek olmasından dolayı kendisinden özür diliyor ve anlayış bekliyorum.

Öncelikle belirtmek isterim ki ben kendim için yazıyorum. Bu durumdan da son derece memnum olduğumu söyleyebilirim. Fakat son zamanlarda ülke futbolumuzda sıkça duyduğumuz ” kendisi için değil başkası için oynamak ” deyişi beni bir hayli üzmekte  çünkü söz konusu durumda kanıtlanmış bir şike yok ise asla ve asla bir takımın bir başka takım için oynadığına inanmam. Son olarak bu hafta oynanan maçta Fenerbahçe Yardımcı Antrenörü İsmail Kartal’ın ağzından çıkan sözler beni bu yazıyı yazma noktasına getirmiştir. Gaziantepspor’un basın açıklaması aracılığıyla ( bkz. http://www.ntvspor.net/haber/futbol/38715/antepten-kartala-kinama  ) bilmem kaçıncı kez duyduğum başkası için oynamak fiili üzerine ufak bir araştırma yaptım sonuçlarını sizinle paylaşıyorum :

Kocaman "Yükselişteki kariyerine şampiyonluk eklemek istiyor."

2008 –  2009 sezonu tarihe en ilginç sezonlardan biri olarak geçmiştir. Son haftaya 4 takım düşme potasında girmiş ve atılan bir gol düşen son takımı belirlemiştir. Öyle ki Gençlerbirliği, Antalyaspor, Konyaspor ve Denizlispor  son haftaya düşme potasında girmiş ve ligden düşen son takım ise Konyaspor olmuştur.

Aykut Kocaman ise 2008 – 2009 sezonunda Ankaraspor Teknik Sorumlusu olarak görev yapmıştır. Ankaraspor başarılı bir performans gösterdiği sezonda 28. haftaya 36 puan ile 9. sırada ve küme düşme potasının 9 puan üzerinde girmiştir. 28. haftada aldığı Fenerbahçe galibiyeti ile puanı 39’a çıkararak küme düşme potası ile arasındaki puan farkını korumuştur. ( 27. hafta Ankaragücü, 28 hafta ise İBBspor 16. sırada ) Buraya kadar herhangi bir gariplik göstermeyen ve hatta benimde kabul ettiğim şekilde başarılı olan Ankaraspor ve Teknik Sorumlusu Aykut Kocaman futbolda olabilecek ! şekilde lig sonuna kadar formsuzluk ! yaşamışlardır. Galatasaray beraberliğinin ardından ligde kalan 5 maçtan sadece 1 ( yazıyla bir ) puan alabilen Ankaraspor, bu 5 maçta sırasıyla;

13. sıradaki Ankaragücü’ne 1-0

Aradaki Beşiktaş maçı konuyla alakalı değil : 4 -1

15. Denizlispor’a 2-0 yenilmiştir.

33 Hafta’da ise Antalyaspor ile 0 -0 berabere kalmıştır.

Son hatfada Konyaspor’a 3-0 yenilmiştir.

29. hafta sonunda 35 puanla 11. sırada bulunan Antalyaspor 34. haftaya küme düşme potasının sadece 2 puan üzerinde 15. sırada girmiştir. Ne büyük tesadüftür ki Aykut Kocaman yönetimindeki Ankaraspor Antalyaspor’un küme düşme yarışındaki tüm rakiplerine yenilirken onunla berabere kalmıştır. Ve son hafta Antalyaspor kazanmasa küme düşecekti belkide.

Şimdi biz yukarıdaki örneğe bakarak Ankaraspor ve Aykut Kocaman’ın 2008 – 2009 sezonunun son 5 haftası Antalspor aleyhinde ve diğer tüm düşme adayı takımlar lehinde yani  BAŞKALARI İÇİN OYNADIĞINI söyleyebilir miyiz ?

Bunu İsmail Kartal ve onun gibi düşünenlere soruyor ve ekliyoruz, eğer cevabın evet ise neden hala o ” şerefsiz “in yardımcısı olarak bulunuyorsun ?

Aykut Kocaman’dan tekrar özür diliyorum.

Tüm puan durumları ve sonuçlar için bkz :

http://www.tff.org/default.aspx?pageID=328

http://www.ligtv.com.tr/LigPuanDurumu.aspx?l=2&s=8

Saygılarımla…

3.5 Barça Yarım Real

Yayınlandı: Nisan 15, 2011 Uğur Türker tarafından Değerlendirmeler, uğur türker içinde

Yıllardır bu zamanı beklemiş gibiyiz. 18 günde oynanacak 4 Barcelona – Real Madrid maçı hiç bitmemesini istediğiniz rüya gibi. Maçlardan 2’si Barnebau’da 1’i Camp Nou’da ve Kupa finali ise tarafsız sahada oynanacak.

Messi Mou takımlarına karşı olan şansızlığını kırmak için 4 şansı var.

Aralarında oynadıkları son 5 maçın Barcelona üstünlüğü ile bittiğini ve bunların ikisinin Barnebau’da oynandığını hatırlarsak Real Madrid’in ev sahibi avantajına sahip olduğunu söylemek zor. Bunlara ligin ilk yarısında oynanan karşılaşmayı da eklersek, Barcelona’nın psikolojik olarak maça  1.5 – 0 önde başlayacağını varsaymak hayalcilik olmaz. Gelin önümüzdeki 4 maçın teknik,taktik yorumunu yapalım ;

Hangi takım olursanız olun Barcelona ile oynamak tam bir paradoks. Onların üzerine gitseniz savunmada verdiğiniz açıkları kullanma konusunda üstadlar, oyunu geride kabullenip kontra-atak arayışına girerseniz ise en iyi yaptıkları iş olan hücum presi ile sizi kendi sahanızın ilk 30 metresine yığıveriyorlar. Mourinho ilk maçta takımını önde tutmuş, Barcelona’nın hücum presini onlara karşı kullanmak istemişti fakat sonuç hem büyük bir yıkım getirdi hemde 3-5 ayda Barcelona olmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha kanıtladı. Biraz gerilere gidip Barcelona’nın zorladığı/kaybettiği büyük maçları dikkate almak onların nasıl yenileceğini anlamak açısından yararlı olacak çünkü neredeyse 9 yıldır aynı oyunu oynuyorlar. Kimi zaman aktörler değişti ama senaryo aynı kaldı.

Barcelona Nasıl Yenilir ?

Guus Hiddink " anti-barcelona ilacının mucidi "

Öncelikle onların yenmenin olabildiğince az gol yemekten geçtiğini belirtmek gerekli. Çünkü son üç Şampiyonlar Liginden elendikleri/elenme aşamasına geldikleri turlarda Manchester United’in 0, Chelsea’nin 1 ve son olarak İnter’in ise 2 gol yemeleri Barcelona’nın sezon ortalamasının 3 gole yakın olduğu düşünüldüğünde önemli rakamlar. Bunun yanında bahsi geçen 3 turda ( toplam 6 maç ) Barcelona’nın topla oynama yüzdesinde ezici üstünlüğü olduğu ama alışılanın aksine topla oynama bölgelerinin son 30 metre değil orta saha çevresinde kalması Barcelona’nın zorlanması/yenilmesinde kilit istatistik olduğunun kanıtı. Mourinho’nun geçen yıl her iki Barcelona maçı sonrası ” topu istiyorlardı, verdik ama istedikleri yerlerde değil.” açıklaması istatistiklerin dışa vurumu gibiydi.

2009’daki Chelsea maçı ise sanki Mourinho’nun örneği olmuş gibi. O zaman Chelsea’nın başında olan Hiddink Barcelona’yı, onlara oyunu genişletme fırsatı tanımadan yani topu kanatlara taşımalarına izin vermeden, onları orta saha çevresine yığıp ; sert, hamleli ve güçlü oyuncularla yıpratıp durdurmuş ve başarılı olmuştu. Belki de son dakikada Messi maçtaki tek olumlu hareketini yapmayıp İniesta topu çatala vurmasaydı eleyecekti de.

Geçen yıl İnter’in Barcelona’ya kendi evinde attığı golü izlersek Mourinho’nun oyunu nasıl kitlediğinin örneğini görebiliriz : Sahadaki 20 oyuncunun 15’i İnter yarı sahasında ( 8 İnter, 7 Barcelona ) ve topu İnter tam Mourinho’nun istediği yerde kapıyor.

Barcelona’nın Chelsea’ye son dakika da attığı gole dikkatli bakarsak sağbek Bosingwa durması gereken yerde değil, ceza sahası önünde kalıyor ve onun boşalttığı yerden de gol geliyor. Bosingwa’nın hatasını yorgunluğa bağlayabilirsiniz ama onun sistem gereği oraya kaymasını da unutmamak lazım.

Gelelim asıl soruya: Madem Mourinho Barcelona’yı nasıl yeneceğini biliyor ama neden ilk maçta denemedi ?

Mourinho İnter’de oyunun savunma anlamında 90 dakika içinde kalabilen Eto’o, Pandew, Milito gibi hücum oyuncularına sahipti ve onların egolarını yenmeyi başarmıştı. Real Madrid’te ise Özil, Benzema, Di Maria kondisyon ve mental olarak bu denli güçlü olmayan ve İnter’deki oyun tarzına 90 dakika kabullenmeyen bir taraftar var. Jose de bu nedenle başka şeyler denedi (bnz.yukarısı) ve başarılı olamadı. Görünen o ki önümüzde ki 4 maçta da buna pek başvurmayacak. Sadece Arbeloa’yı sol bekte Marcelo’yu sol açıkta kullanıp Barcelona’ın Alves ile oynaması sınırlandırmaya çalışacaktır. Bunun dışında ilk maça benzer maçlar izleriz gibi duruyor durum.

Kişisel tahminimi başlıkta yaptım ama yineleyeyim ;

4 maçın en az 3’ünü Barcelona kazanır. Not : Tutmaması işime gelecek ,4 yıldır aynı Bacelona yazısı yazmaktan sıkıldım.