Elbette önce çekip gidip, sonra döneceğim..

Posted: Mayıs 21, 2011 by Uğur Türker in Değerlendirmeler, uğur türker
Etiketler:, , , ,

2005 yılının baharıydı. İkinci Galatasaray dönemi hiç umduğu gibi gitmeyen Terim istifa etmişti. O akşam Maraton’da onun için hazırlanan klibi unutamam. Fotoğraf ve görüntülerle hazırlanan klibin müziği şuan kulağımda çalan Candan Erçetin’in Elbette isimli şarkısıydı. Klibin son karesi o sene yılın en iyi spor fotoğrafı seçilen “bir dikili ağacı kaldı ” fotoğrafıydı. Şarkının son sözleri de malumunuz : Elbette önce çekip gidip, sonra döneceğim.

Klibin sonundaki Ödüllü Fotoğraf - Mahmut Burak Bürkük

Aradan geçen 6 senede Milli Takımımız ile Avrupa Şampiyonası yarı finali gören Terim, 2010 elemelerinde ise beklediğimizi gerçekleştiremeyip Milli Takımlardan ayrılmıştı. Ama bizlerin aklında turnuvalar değil de Fatih Terim’in meşhur ingilizcesi  ve ” ders almam , ders veririm ” sözü var. Önceki yazımda yazdım : Biz sahip olduklarımızın kıymetini bilmeyiz. Hemen hemen her sene takımlarımızın başına geçirmeye çalıştığımız L.Felipe Scolari’nin ingilizce ! röportajlarını lütfedip izlemeyiz yada dünyanın en iyilerinden olan Capello’nun İngiliz Milli Takımı’nı tercümanla yönetmeye başladığını öğrenmek istemeyiz. Çünkü bizim derdimiz üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir.

Başarıların hesabı yapılmaz bizim ülkemizde, başarı yazıları muğlaktır. Hemen hemen herkes başarısızlık için yazar, hep ” ben demiştim ” edebiyatı peşindedir. Dedim ya bizim derdimiz bağcıdır çünkü. Hep Mircea Lucescu’ya atfedilen ama gerçeğin hala meçhul olduğu hikaye cuk oturur bize :

Cehenneme düşen biri merak edip dolaşmaya başlar. Hikaye bu ya her millet için ayrı bir kazan vardır ve başlarında birer zebani. Sırasıyla İngilizlere, Almanlara, İtalyanlara bakar. Her birinde ara ara birileri dışarı çıkmaya çalışır ve başlarındaki zabani tarfından kazana geri atılır. En sonda ise görece daha küçük bir kazan vardır ve başında da zebani bulunmaz. Adam hemen merak edip sorar : “Niye ? “der. ” Niye o kazanın başında zebani yok ?” der. Hemen cevap verilir : ” O Türklerin kazanı. Zebaniye gerek yok çünkü kim dışarıya çıkmaya kalksa, aşarğıdakiler ayaklarından tutup kazana geri çekerler. ”

Hikayenin yanlış anlamalara mahal vermesini istemem. Lütfen ayrıntılara değil anafikre bakınız.

Mesele Terim meselesi değil aslında. O sadece bu zinciri kırmaya çalıştı. Kimilerine göre başardı da.Halen ülkemizi Avrupada temsil eden tek teknik direktör. Başarılarını saymaya gerek yok. Dedim ya biz başarıları saymayız. Aklımız ilk yenilgidedir hep !

“Sonra geldi”. Ben artık sadece keyif almak için izlemek istiyorum Terim’i. En beğendiğimiz Mourinho ‘mu ders aldı yada Sir Ferguson mı ? Bir bakın onların söylediklerine, bir dinleyin , bir anlamaya çalışın. Siz bir Tıp Profesörüne ders verebilir misiniz ? Ben veremem. İşte o ders vermeye çalışanlarda ne Terim’e ne Mourinho’ya ne de Ferguson’a ders veremezler. Çünkü kimin profesör kimin öğrenci olduğunu ancak o bizim bakmadığımız başarı tabelalarında yazar.

Yorumlar
  1. yiğit diyor ki:

    hocam 2005 değil, 2004’te ayrıldı fatih terim. kolay gelsin.

  2. Uğur Türker diyor ki:

    haklısın karışıklık olmuş, 2004 baharı olacak. teşekkür ederim.
    http://www.tff.org/Default.aspx?pageID=219&antID=1063339

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s