Aralık, 2011 için arşiv

Akıl,Para,Kadro ve Başarı

Yayınlandı: Aralık 28, 2011 Uğur Türker tarafından Değerlendirmeler, uğur türker içinde
Etiketler:

3 anahtar kelimedir futbolda başarının arkasında yatanlar : Akıl, Para, Kadro... İlk ikisi sizde halihazırda mevcut değilse sizin dördüncüyü elde etme durumunuz görecelendirilmeye mecburdur. Kimi zaman sizinle beraber düşmeye oynayanlarla kimi zaman ise play-off mücadelesi veren takımlarla karşılaştırılırsınız. Asla ve asla kimse size ” başarılı ” diye bir sıfat takamaz önünüze yada arkanıza bir -e göre edatı eklemeden. 3’lü olasılığın en kör noktası ise tek yönlü eksikliktir ; Futbol Aklı. Ne kadar para harcarsanız harcayın size o bolca paranın hangi hesaba ve hangi açıklama ile havale edileceğini doğru tahmin edebilen bir yönlendiriciniz yok ise o malum para için en güzel yol Hayır Kuruluşlarıdır aslında. Teknik direktör, menajer, sportif direktör yada adı her neyse, o da para ile edilinebilir mesela. Tüm paranın onda birine o para için rota çizecek biri bulunabilir. Siz kimin bu işte en iyi olduğunu bilemeseniz dahi deneme yanılma yöntemi ile kısa,orta veya uzun vadede muhakkak doğru kişiye ulaşabilirsiniz.

Diğer tek yönlü körlük ise Parasızlıktır. Top yuvarlaktır deyişi meşhurdur ağızlarımızda. Ne var ki o söz bir an,bir maç için kullanılabilir. Uzun vadede ise top tam tersine köşelidir. Kim ne kadar ağır ve kaliteli malzeme kullanırsa top o denli isabetli gider. Sizin bir maçı kazanma olasılığınız %33 iken lig şampiyonu olma olasılığınız % 6 civarındadır. Yani yuvarlak top ancak kötü oyuncu da gereklidir. Messi için fark eder mi sizce yada Rooney? Konudan uzaklaşmadan devam edersek, futbolda para için sarfedilecek doğru söz; ” iyi futbol, iyi oyuncu ile oynanır ” olmalıdır. Sizin paranız yani gücünüz yoksa ( ki burada karşımıza bunun nedenleri için ekonomi kitapları okumaya gerek olup olmadığı sorusu çıkar ) sizin merdivenlerin adımlarını tırmanmanız zordan imkansıza doğru evrilir. O, para ile henüz bulunamamış futbol akıllarından biri size denk gelirse eğer o az para ile ” görece ” çok işler başarabilir. Dedim ama o ” görece ” hep cümlede olmak zorunda.

Son adıma ulaşmadan önce uğranması gereken ilk iki adım zor veya kolay, kısa yada uzun vadede, öyle ama böyle geçildiğinde geriye son adım kalır. O para ile özenle seçilmiş yada deneyerek bulunmuş oyunculardan oluşan Kadro’nun başarıya ulaşması. Bir araya gelen 25-30 adamın birkaç idareci ile aynı hedefe odaklanıp, istenilen başarıya ulaşması. İkinci adımda yapılacak herhangi bir yanlış sizin reaksiyonunuzun üçüncü adımda durmasına, gerilemesine hatta ve hatta dağılmasına yol açabilir. Akıl kendi akli imkanları dahilinde seçtiği 30 kişi için değerlendirme kriterlerini iyi belirlemezse saha içinde sağlanacak birliğin hiçbir önemi kalmayabilir. Sadece topa en iyi vuran yada en iyi gol kurtaran değil aynı toplantıya katılıp aldığı bilgileri aynı havuzda harmanlayan insanlar olmak zorunda o 30 kişi. Bu ihtimalde futbol aklı yetersiz kalır, sizin para harcayarak elde ettiğinizin yanına ekleme yapmanız gerekir. Kimileri buna motivasyon derler, onlar bunun herhangi bir para ile karşılanamayacağına inanırlar ; ben ise futbolda her şeyin olduğu gibi bunun da para ile sağlanabileceğine inananlardanım. Unutmayalım sabır ve zaman zaten para ile takas olunmaz değerlerdir. Siz o paranızla yine o paranız sayesinde bir araya getirdiğiniz 25-30 kişiyi aynı amaç etrafında toplayabilirsiniz. Neticesinde o 30 kişi için de yaptıkları faaliyet bir meslek. İçimdeki karşı taraf insanların paraya ihtiyacı yoksa diye soruyor yada yeteri kadar para kazandıklarına inanıyorlarsa ? Bu durumda o paranın ilk ulaştığı futbol aklı devreye girer ve senin ( aklımın karşıt görüşü ) düz mantığınla paraya ihtiyacı olan kalite bulur. 

Para, futbol aklını işe alır, o futbol aklı en doğru 25-30 kişiyi paranın gücü ile bir araya getirir, para topluluğa amacı dikte ettirir ve başarı nihayetinde elde edilir. Bu 4 duraklı alınması gereken 3 yolu olan denklem için verilen hesaplama tamamıyla zamansız hız formülüdür.  Çünkü müthiş deyişle  paranın satın alamayacağı şeyler vardır. Bunlar sadece futbol değil hayatın her anı için halihazırda da geçerlidir. Ben bir futbolsever olsam taraftarı olmak için takımları seçerken iki farklı değerlendirmeye göre karar verirdim. Sabırlı ve genç isem paralı takımı, yaşlı ve aceleci isem şu anda başarılı bir takımı tutardım. Yukarıda anlatılan denklemin sağlamayanları ise zaten taraftarlık değil sporseverlik beklerler…

Saygılarımla…


Get Follow Me Buttons

Reklamlar

Galatasaray’ın Onmaz Defosu

Yayınlandı: Aralık 18, 2011 Uğur Türker tarafından Değerlendirmeler, uğur türker içinde

Geçtiğimiz yazımın sonunda Galatasaray’ın onmaz yarasından bahsetmiştim. Dilerseniz, henüz bir teknik direktör tarafından örnekleriyle açıklanmayan bu eksikliği anlatmak isterim. Sonra iş deli – kuyu denklemine dönmesin.

Orduspor – Galatasaray maçının ilk 20 dakikasını dikkatli izlerseniz, bahsettiğimiz onmaz defonun isteyerek yada istemeyerek Orduspor tarafından ortaya çıkarıldığını göreceksiniz. Günümüz futbolunda takımların temel oyun amacı orta saha – forvet bağlantısı güçlü kurmak olmasına rağmen Galatasaray için kilit etkileşim savunma ile orta saha arasında. Fatih Terim’in orta sahada kullandığı Selçuk – Melo ikilisi mecbur kalmadıkça top kaybetmemek adına sık sık savunma oyuncuları ile yardımlaşarak topu rakip yarı sahaya taşıma konusunda en doğru zamanı arıyor. Bu durumda top etkisiz alanda da olsa daha çok Galatasaray’da kalırken rakip takımda mental – fiziksel yorgunluğa sebep oluyor. Bu noktada tüm zamanların en iyi orta saha oyuncularından biri olarak gösterilen Xavi ile ilgili ilginç bir bilgi aktarmak istiyorum. Xavi Hernandez toplam pas sayısının sadece % 23’ünü bizim hücum pası diye tarif ettiğimiz türde değerlendiriyor. Kalan % 78’lik bölüm geri ve yana paslardan oluşuyor. Etkisiz, amaçsız gibi duran bu geri – yana pas korelasyonu sistemde çok önemli iki rol üstleniyor. Xavi geri veya yana oynadığı her garanti pas süresince ilerideki arkadaşlarını süzme ve dikine atılacak pas için en uygun anı bulmayı beklemekte. İkinci olarak ise orta saha civarında yapılan sık ve hatasız paslar hücum oyuncularına hareketlenme ve  savunma arkasına net koşu imkanı tanımakta.

Yukarıda bahsettiğimiz bu etkisiz, amaçsız gibi görünen pas trafiği Galatasaray için hayati önemde. Aksi taktirde, yani cuma akşamı Ordupor yada birkaç hafta önce Beşiktaş karşısında olduğu gibi Selçuk – Melo ikilisi ile savunma oyuncularının pas bağları kopunca bahsettiğimiz ikili tehlikeli bölgede fahiş hatalar yapmamak adına, topu sıkça ileri oynamak zorunda kalıyorlar. Tahmin ettiğiniz üzere dikine oynanmak zorunda kalan bu pasların çoğu top kaybı hanesine yazılmakta. Bunun doğrudan sonucu olarak ise topun kontrolünü kaybeden Galatasaray için Selçuk – Melo ikilisi ile orta sahayı doldurmanın bir esprisi kalmıyor. Kısacası ikisi de Mustafa Sarplaşıyorlar.

Bahsettiğimiz defo tam da burada. Orduspor’un bile Culio,Stancu, Dalmat ile başarabildiği ama skor olarak sonuç alamadığı Selçuk – Melo ikilisi ile topa karşı mahkumiyetleri az olan Eboue, Hakan Balta, Ujfaluji üçlüsünün pas alışverişini kısıtlama işini daha yetenekli bir takım başarabilirse olabilecekler konusunda eminim Fatih Terim de endişelidir. Emin olmamın belirtileri var elbette. Beşiktaş maçından bu yana kaleci atışlarını,kaleciye gönderilen geri pasları ve savunmanın sıkıştığı anlardaki uzun pasları hep sağ çizgideki Kazım’a kullandırıyor. Böylece hem Kazım’ın fiziksel avantajını kullanıp hücuma çıkma şansı elde etmeye hemde rakip takımın baskı kurma adına geride eksik kalmasını değerlendirmeye çalışıyor Fatih Hoca.  Hepsinden bağımsız olarak uzun vuruşların Kazım’a gönderilmesi çok akıllıca. Çünkü Kazım’ın indireceği toplar Elmander yada Baros’la doğrudan buluşabilir. Aksi halde Elmander kafa topunu kazansa bile topun Galatasaray’da kalması çok daha düşük bir olasılık oluyor.

Toparlarsak, Galatasaray’ın onmaz defosu yarasına tuz basılmasını bekliyor. Beşiktaş ve Orduspor sadece tuzlu solüsyonu hazırladılar. Eğer Terim’in takımı gereken önlemleri almazsa kısa zamanda bir musibet yine yeni yeniden bin nasihatten iyi olacak.

Saygılarımla,


Get Follow Me Buttons