Geçtiğimiz hafta UEFA Kongresi öncesi Platini ile görüşerek Şike Soruşturmasına çare arayan fakat UEFA’nın net tavrı karşısında ağız değiştiren Türk Futbolunda, önceleri günümüz TFF Başkanı Yıldırım Demirören’in gündeme getirdiği Thatcher Çözümü dün de Başbakan tarafından dile getirildi. Eminim bu yazıyı okuyan herkes gazetelerden bu formülün ne olduğunu biliyordur.  Türk Futbolu’nu 3 Temmuz’dan bu yana yönetemeyenler o gün vermeleri gereken kararın tam tersini bugün vererek yıllar sonra veremeyecekleri hesapların altına girmek üzereler.

Thatcher Modeli, bugünkü şartlar ve kurallar değişmedikçe intihardır. Lütfen tarihe not düşülsün.

O günlerde yazmıştım; yapılacak tek şey Futbol ile ilgili cezalar verilinceye kadar Türkiye Resmi Liglerin süresiz iptal edilmesiydi. Yapmadılar…

Aradan geçen 9 ay sonra yönetenlerin hatalarını bilmem kaçıncı kez yazmak gereksiz ama o ilk yanlış hepsinin doğmasına sebep oldu.

Yazımın da konusu olan Thatcher Modeli’nin ülkemizde yaşanan durumda örnek teşkil edip etmediği çok boyutlu bir tartışma. İngiltere’de yaşanan bir İnsanlık Suçu olarak algılandığı ve İngilizlerin stad faciasını kendileri için UTANÇ olarak görmeleri sonucu alındı bu karar. Ülkemizde ise bu karar kimilerine göre belirli kişilerin işledikleri suçu kabul etmek kimilerine göre ise ( suçlamaları kabul etmemelerine rağmen ) bu işin minimum kaza ile atlatılması demek.

Tüm her şeye rağmen ben de varım Thatcher Modeline ama şartlarım var ve biliyorum ki hemen herkes bu şartlar gerçekleşmesi halinde bu modele karşı çıkmayacaktır;

  1. Formülde yer alan 5 sene Avrupa Kupalarına katılmama süresinin ilk 4 senesi hiçbir takımda YABANCI oyuncu oynatılmasın ve şu an ligimizde forma giyen tüm YABANCI oyuncular takımlarından ayrılsın,
  2. İlk 4 sene yayncı kuruluşun takımlara ödediği yıllık ücretin 3’te 1’i altyapılara, 3’te 1 ise tesislere harcansın.
  3. Süper Lig ve alt ligler için oyuncuların yıllık ücretleri için ÜST SINIRLAR belirlensin. ( Böylelikle Türk Oyuncuların ücretlerindeki enflasyon önlenmiş olacaktır. )
  4. Takımlarda Yabancı Antrenör çalıştırılması ve takımların zorunlu haller dışında ( hastalık, ölüm gibi ) sezon ortasında Antrenör değiştirilmeleri yasaklansın.
  5. Her Süper Lig takımları sezon içindeki maçlarda İLK 11’lerinde EN AZ  4 ALTYAPI’dan yetişmiş oyuncu oynatmak zorunda olsun.

Yukarıda saydığım maddeleri Türk Futbolunu Yönetemeyenler kabul edecekse, Thatcher Modeline ben de varım. Aksi halde 30 yaş üstü sönmüş yıldızların milyonlarca EUROlar kazandığı, altyapı oyunculara acınması gereken kişiler gibi bakıldığı kısacası 5 sene sonra elimizde hiçbir şeyin geçmeyeceği bir süreç yaşanacak.

Gelin; takımların renklerini değil, Thatcher Modeli’nin İngiliz Futboluna Avrupasız geçen 5 sene sonra katıldıkları ilk Avrupa Maceralarında nasıl Kupa kazandırdığını tartışalım.  Yoksa neden hep bizim büyüklüklerimiz kupalarla, sayılarla değil; duruşumuzla ölçülür ?

Reklamlar

Mesele İkna Etmek – Top UEFA’nın, İstediğini Oynatmaz

Yayınlandı: Mart 28, 2012 Uğur Türker tarafından Değerlendirmeler, uğur türker içinde
Etiketler:, ,

Kabul ediyorum; biz hala Avrupalıların gözünde üçüncü dünya ülkesiyiz ve bizim ne demokrasimize ne de hukukumuza güvenmiyorlar,

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da düzenlenen UEFA Kongresi’nde konuşan Genel Sekreter Gianni İnfantino ” şike ile şike şüphesinin arasında ciddi farklar olmadığını ve her iki durumda da benzer,ağır cezalar verilmesi gerektiğini ” söyledi. Oysa hafta, Başbakan Erdoğan’ın Platini ile görüşmesi ve UEFA Kongresinde yaptığı “ bireysel ve tüzel kişilerin ayrı değerlendirilmesi gerektiği ” yönündeki açıklamalar ile ılımlı başladı. Şike davaları ilerledikçe, şikeye girişimin ve denemenin olduğu fakat gerçekleşme konusunda olmadığı şeklinde kamuoyunda oluşan genel kanı ile son ve kuvvetli olarak Başbakan tarafından gelen açıklamalar birleştiğinde ortaya kulüplerin cezaları için olabilecek minimum ağırlıkta verilecek izlenimi ortaya çıkmıştı. Ta ki Infantino’ya kadar.

Erdoğan Platini görüşmesi umut verdi ama sonuç vermedi, Erdoğan da Platini'yi ikna edemedi.

Infantino’nun söylediklerine gelmeden önce Platini’nin de konuşmasında bireysel olarak destek verdiğini söylediği ki 3 gün sonra bir Avrupa ülkesinde muhtemelen yanlış anlaşıldım diyecektir, ” bireylerin suçların kulüplere fatura edilmemesi ” iddiası hakkındaki görüşümü beyan etmek isterim;

Olayın iki farklı değerlendirme noktası var. Birincisi Kulüp Başkanlarının Kongre tarafından seçilerek kulüpteki her üye dolayısı ile kulüp adına işleri yürütüyor olması. İkinci olarak ise Kulüp Başkanlarının yaptıkları şike girişimleri sonucu elde edilen haksız kazancın kulüplerin kasalarına girmesi. Bu noktada kanıtlanmış şike olayları sonucu kulüplere uygulanan yaptırımlar ceza değil, haksız olarak elde ettikleri kazanımları hak edenlere geri vermektir. bu işlem hem sportif yönden – küme düşürme,puan silme- hem de ekonomik yönden -şampiyonluk sonucu elde edilen fazladan primler- olabilir. Bilinmeyenlerin tümü denkleme katılınca ” bireysel suç, bireysel ceza” yöntemini savunmak pek akılcı değil.

UEFA Genel Sekreteri İnfantino " Teşebbüs de şike kadar suçtur."

Yazımın konusu olan Genel Sekreter Infantino’nun açıklamalarına dönecek olursak karşımıza şu gerçeklik çıkıyor.

  • UEFA Türkiye’de şikenin tam olarak gerçekleşmese bile teşebbüsün net olarak varlığına kanaat getirmiş
  • Türkiye’de bu noktada ceza kurumları olan Mahkemeler ile TFF Yönetim ve Disiplin Kuruluna adiliyet yönünden güvenmiyor,

Yukarıdaki iki maddeyi Infantino’nun sözlerinden okumak mümkün. Infantino, ” Türkiye’de şike için yeterli delil olduğunu, teşebbüsünde şikenin kendisi gibi cezalandırılması gerektiği ve cezaların en geç Avrupa Kupaları katılımcıların netleştiği Haziran Ayına kadar alınması gerektiğini” söyledi.

Yani Genel Sekreter bize şunları söylemek istedi,

Şike görüşmeleri yapılmış fakat tam bir şike olmamış, normal bir durumda bu noktada ligden düşürülme işlemi değil puan silme cezası uygulanır. Size 2 ay daha süre veriyoruz ki bu meseleyi halledin. Benim yani UEFA için birinci derece önemli mesele AVRUPA’da Türkiye’de şikeye yeterince ceza uygulandığının kabul edilmesi, aksi durumda yani sizin verdiğiniz ceza Avrupa gündeminde adil bulunmaz ise Haziran’dan sonra UEFA Kurulları devreye girer, cezalarda yapılacak değişiklikler ve yaptırımlar ile Avrupa Şampiyonlar Ligi katılımcıları ikna edilir. Kısacası Katılımcı ülkeler ikna olmaz iseler siz Avrupa’yı unutun.

3 Temmuz’dan bu yana altyapısı oluşan ve son UEFA Kongresinde gözle görür hale gelen şey şu benim için;

Kabul ediyorum; biz hala Avrupalıların gözünde üçüncü dünya ülkesiyiz ve bizim ne demokrasimize ne de hukukumuza güvenmiyorlar.

Saygılarımla,